ne aramıştınız?

sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2015 Cumartesi

Ahmet, Esra ve Şenol

Sahi sevmek ne demekti? Bir insanı tanımadan sevdiğini söyleyen budalalar da dahil mi buna? 5 günde bir insan tanınabilir mi ki?

Sevdiği için mutsuz olanlara selam olsun o halde.

Ahmet, Esra’yı seviyor. Esra da Ahmet’i seviyor ama arkadaş olarak. Çünkü Esra Şenol’a aşık.

Şenol’un aklı bir karış havada. Birini sevebilecek olgunluğa henüz erişmemiş. İnsanlara değer vermiyor, saygı duymuyor. Kendini seviyor sadece. Ama sorsan, Şenol Meltem’e aşık olduğunu söylüyor. Oysa aşkla, sahip olma isteğini karıştırıyor.



Ahmet sürekli Esra’nın yanında. Esra sürekli Şenol’dan bahsediyor. Ahmet, Şenol’dan nefret ediyor. Ne kadar garip değil mi? Dostunun dostu, dost oluyor da sevdiğinin sevdiğinden neden nefret ediyorsun? Sevmediğin yönleri var o halde sevdiğinin. Yoksa sahip olmak mı sevmek? Ait olmak mı sevilmek? Hayran olduğun birinin seçimleri de hayranlık uyandırmaz mı ki?

Ahmet cevap ver bana, orda mısın?

Ben bir insana neden hayran olayım? İnsanı oluşturan şeylerin çoğunluğu yaptığı seçimlerin toplamıyla alakalı değil miydi? Hayran olduğun şey de o değil mi? O halde Ahmet, sen Esra’ya hayran mısın? Esra’ya hayran olman için Şenol’a da hayran olman gerekir mi?  Cevap ver Ahmet !
Esra böyle geri zekalıca seçimler mi yapar yoksa hep? Nedir sende Esra’ya ilgi oluşturan şey? Esra, Şenol gibi bir karaktersizde ne buluyor?

Ahmet saf çocuk, iyi çocuk. Diyorlar ki Ahmet hep saflığından kaybediyor. Diyorlar ki Ahmet de Şenol gibi olsa kaybetmez. Ahmet saf olduğu gibi saflığa ilgi duyuyor. Esra’ya ilgisi de ordan geliyor.

Esra saf bir kız. Ama saflığa ilgi duymuyor. Şenol’a ilgisi ve Ahmet’i düşünmüyor oluşu da ordan geliyor.

Ahmet Esra’yı korumak mı istiyor yoksa? Kendi saflığından olan birini koruma içgüdüsü mü Esra’ya ilgi duymasına neden olan şey?

Esra saflığıyla barışık değil mi ki?

Yıllar geçiyor. Şenol’dan haberimiz yok. Ama sanmıyoruz ki mutlu olsun (umarım değildir). 

Esra, karar verme aşamasındayken bir türlü kendisiyle barışık olamadığı için dengesiz bir evlilik içerisinde. Ne istediğini anlamış artık ama seçimleri geri almak çok zor. Ahmet’i hep iyi hatırlıyor.

Ahmet dünyaya adapte olamamış hala. Saflığı iyi bir şey sanıp saflıkla ayakta duruyor. Herkes hala “Ahmet çok iyi bir insan” diyor. Ve herkes bunu demeye devam ettikçe Ahmet saflığı iyi bir şey sanmaya devam ediyor. Ahmet Esra’yı hiç de iyi hatırlamıyor ama.


Ahmet, Esra, Şenol… Bir sürü var her tarafta her birinden. Hangisine saygı duyalım? Hangisine sevmiş diyelim ki? 

Bence şiir okumak gerek. Bildiğin ama çok da hissetmediğin bir şiiri okurken, düşünmeye kafa yormaya gerek olmadan dizelere hayran oluyorsan belki de aşık olmuşsundur kim bilir.
  

6 Nisan 2013 Cumartesi

bir kadın (ya da erkek) çizeceksin ile nefes alsın yeter arasındaki o "ince" çizgi

alternatif başlık: "bir şey deniyorum: deneme 2"

uzun süren bir ilişkinin sonunda neler olur? 

"uzun sürmek" eylemi ilişki kelimesinin özneliğinde bir cümle oluşturmuşsa o ilişkinin bitmesi gerekmez mi? çünkü, zamansal olarak normalin üzerine çıkma, var olan zamansal konumu kabullenmeme anlamı taşır bu cümle. kısa sürmek de öyledir mesela. "aylin'le çıktık ama kısa sürdü ilişki" derken, "aylin iyiydi ya" demek de  istiyor bu cümle. beklenen normalliğin ya da kabullenilebilecek aralığın dışında bir şey söz konusu burda da. bir çiftle konuşurken "ne kadar zaman oldu" sorusuna "ohoooo, çok oldu ya, 6 yıl" diyen kişilerin de içlerinden "lan bi bitmedi ya" dediklerini duyuyorum ben. 

uzun süren ilişkinin ne kadarlık kısmı normaldir derseniz bence tanışma evresinden sonraki her anı "uzatma" evresidir. bu konu son derece karmaşık aslında. tanışma evresi kimlik bilgilerini ve ne tür filmlerden hoşlandığını öğrenmekle bitmiyor. berbat bir uyumunuz da olsa ilişki esnasında çok şey öğreniyorsunuz. peki ya "uzatma" neresi bunun. belki de uyumsuz bir çiftin kavgaları azaltıp, ilişkiyi stabilize ettiği andır ilişkinin bitmesi gereken an. çünkü artık birbirlerine katacak bir şeyleri kalmamıştır. birbirlerinden öğrenecekleri yanlışları öğrenmişlerdir. ne istediklerini hala öğrenememiş olabilirler ama ne istemediklerine dair onlarca fikir oluşmuştur kafalarında. 

ilişkiyi bitirmek zordur iki taraf için de. her şeyin aslında bittiği ama ikisinin de bittiğini söylemeye cesaret bulamadığı bir nokta var orda. sonrasında gelecek olan boşluk ve hayattan garip tatlar alma durumunu yaşamak kaygısı ve ilişkinin artık bir şey vermediği, sürekli bir şeyler aldığından duyulan memnuniyetsizlik arasında gidip gelinir ve bir karar verilmesi gerekir. 

derken biter ilişki öyle ya da böyle. peki ne olacak şimdi? o boşluk, hayattan zevk alamama, bir şeyler arama ama aradığını bulamama, ne aradığını tam olarak bulmaya çalışma.... ve aradığı şeyi yani artık eski olan ilişkisinde bulamadığı şeyi bulma çabası. 

aradığını yani bulamadığını bulma evresinde aslında ilk evrede mantıklı düşünen herkes aynı şeyi yapar. "bir kadın/erkek çizmek". "hak ettiği partneri" aramak.  ya öyle biri yoktur ya da vardır ama başka zamanda/başka şehirde/ başka ülkede/başka evrende yaşıyordur. bir ihtimal, kahramanımız kadir gecesi doğmuştur da öyle biri vardır hemen karşısına çıkar. 
"öyle biri yoktur"a götüren bir düşünce sistematiği var. yeni insanlarla tanışılır, belki heyecanlı anlar olur falan ama o kişiler "öyle biri"midir? eğer değilse umutlar tükenmeye başlar. 
türkiye'nin nüfus piramidi bulunur. karşı cinsten hedef yaş grubunda kaç milyon kişi olduğu bulunur. bunlardan evli olanların yüzdesi çıkarılır ortaya çıkan 3-4 milyon kişi umut verici bir rakamdır. ama bu 3-4 milyon kişinin içerisinde tanıma uyan kaç kişi olabilir? beklentiye göre değişmekle birlikte yüzbin ila beşyüz bin arasında bir rakamda "öyle biri" olduğu tahmin edilir. sonra olasılık hesabı başlar. "öyle biri" var ama benim onunla karşılaşma ihtimalim nedir? 
"öyle biri" nin hangi fakültede okuduğu, hayatın hangi anında karşısına çıkabileceği, hangi şehirde yaşıyor olabileceği üzerine değişik hesaplar yapıldıktan sonra kahramanımız "gerçekçi"liğin acımasızlığında bulur kendini. sonra beklentiler azaltılır. sonra hesaplar tekrar yapılır. bu evrelerde de "öyle biri"ni bulamayanlar için beklentiler daha da azaltılır. sonra döngü girer çıkar hala ortada bir şey yoksa karşısına çıkan ilk "uzun" sürme ihtimali olan ilişkide bulur kendini kahramanımız. sonra aynı döngü tekrar eder muhtemelen. "öyle biri yok" diyene kadar ya da "öyle biri"ni bulana kadar.....

ama yalan söylemek gerekir değil mi? her sevgiliye "hayatımın aşkı" demek gerekir. yoksa yalnız kalırsın. ve kimseye böyle hikayeler anlatmamak gerekir. çünkü her ilişkinin hakkı, hiç bitmeyecek gibi başlamaktır. öleceğini bilerek yaşayabilir insan ama biteceğini bilerek ilişki yaşayacak cesareti yoktur. aslında biteceğini bilerek ilişki yaşayabilir ama karşıdakinin de bunu bildiğini bilmek ve buna rağmen devam etmek zor gelir. 

burda anlatılanlar gibi olmayabilir ilişkiler. bir sürü insan var hayattan tamamen farklı şeyler bekleyen. bir sürü ilişki kombinasyonu çıkıyor ortaya. ben sadece "böyle de olabiliyor" demek istedim. bitti...